Devenin Öldürdüğü Adamın Hikayesi
20. yüzyılın başı... Henüz Osmanlı İmparatorluğu yıkılmamış. Bir adam develerle Halep, Antep, Adıyaman, Malatya ve Maraş'a yük taşıyor. İlk çocuğu doğunca eve geliyor. 6 gün geçiyor, komşunun devesi ona saldırıyor ve öldürüyor. Eşi Aşê, bu acıya dayanamıyor ve 40 gün sonra o da ölüyor. Yetim ve öksüz kalan çocuk, nüfusu "Ölü" diye kaydediliyor. Devenin öldürdüğü adamın öyküsünü Firaz Baran yazdı.
31 Temmuz 20266 dk

{"type":"doc","content":[{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"Walter Heubach'ın "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"},{"type":"italic"}],"text":"\"Dinlenen Develer\" "},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"tablosu. Heubach, 1865-1923 arasında yaşayan bir ressamdı. Özellikle doğa ve hayvanları anlatan uzmanlık kitaplarını resimlemesiyle tanınmaktadır."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Firaz Baran"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Şehirlerarası yük taşımacılığı, tarihten günümüze aksamadan süren bir çalışma alanı. Günümüzde bu iş uçak, gemi, tren, tır, kamyon ve minibüslerle yapılıyor. Geçmişte sadece gemi ve yük hayvanları bu iş için kullanılırdı. Deve ve atlarla uzun kervanlar oluşurdu."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Traktörün çıkmadığı dönemlerde hemen her ailenin iki atı, dört eşeği olurdu. Bazı aileler öküzleri de terbiye eder ve uzun yolculuklarda ihtiyaç olması halinde onlara da yük taşıttırırdı."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Pazarcık'ın Maxsan köyünde ticari amaçlı hayvanlarla nakliyatçılık yapan tek bir aile vardı: "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Malê Momke. Onlar develerle şehirden şehire yük taşıyordu."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Nehir, göl veya denizin olduğu yerlerde en önemli yük taşıma aracı gemilerdi. Ama bu büyük veya uzun suların olmadığı alanlarda ise geçmişte "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"develer devreye girer ve günümüzdeki kamyonların işini görürdü. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Malê Momke develerle çeltik zamanı çamurlu tarlalarda çeltik taşıyor, kışın odunları dağdan aşağıya develerin sırtında indiriyordu. Yılın belli dönemleri şehirden şehire tuz götürüyor, çay ve kumaş kervanlarına katılıyorlardı."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Onların başlıca işi nakliyatçılıktı. Bazen haftalar, bazen de aylar boy unca evin yüzünü göremiyorlardı. "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Üç kardeş Olke Momke, Haydike Momke ve Mistke Momke "},{"type":"text","text":"sırt sırta verip Halep, Antep, Adıyaman, Malatya, Maraş bölgesinde çalışıyorlardı."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"DEVENİN ÖLDÜRDÜĞÜ ADAM: OLKE MOMKE"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Olke Momke ailede işlerin başında olan kişidir. Geç evleniyor. 1915 yılında, 34 yaşında baba oluyor. Gökçayırlı Aşko Kêvir ile olan evliliğinden bir oğlan çocuğu doğuyor. Sarışın, tombul ve şirin olan bu bebeğe Hasan adını veriyorlar. İlk çocuğu olduğu için bebeğin kulaklarını deliyor ve altın takıyorlar."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Oğlunun doğduğu hafta Olke Momke evde kalıyor. Develer de bir güzel dinleniyor. Bebek altı günlükken Olke Momke develeri yemlemek için onları "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Kortikê Narmik "},{"type":"text","text":"isimli mevkiye doğru götürüyor. Küspe denilen kepeği topaç yaparak develere yediriyor."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Bu arada sadece kendi develerine değil orada bulunan Molê Îske’nin devesine de yem vermek istiyor. Onların devesi de "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"gangîr yani deli-dolu bir devedir. "},{"type":"text","text":"Olke Momke bu deveye yaklaşıp kepeği önüne bıraktığı an deve ona saldırıyor. Aralarında boğuşma başlıyor. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Ancak deve çok sinirlidir ve Olke Momke’nin başını ağzına koyuyor. Boynunu dişleyerek (!) onu birkaç metre öteye fırlatıyor... Ağır yaralanan Olke Momke olayı görenler tarafından kendi çadırına getiriliyor. Ancak tedaviye cevap vermiyor ve akşam, yeni doğan oğlunun ve aile üyelerinin ağlama sesleri arasında dünyasını değiştiriyor..."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"AŞKO KÊVIR ACIYA DAYANAMIYOR"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Olke Momke‘nin ölümü üzerine eşi "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Aşko Kêvır önce dona kalıyor, sonra bir yeni doğan çocuğuna, bir cansız yatan eşine bakıyor ve öyle bir ağıt yakıyor ki yeri-göğü inletiyor."},{"type":"text","text":" "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Maxsan ve çevresindeki köylerde bu olay bir şok etkisi yaratıyor. O dönem herkes 15-20 yaşında evlenirken; Olke Momke’nin geç evlenmesi ve oğlunun doğumundan 6 gün sonra can vermesi herkesi derinden üzüyor. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Aşko Kêvır zamanla kendini toparlayacağına, sıkıntısını atamıyor. Eşinin erken ölümünü kabullenemiyor ve büyük bir sarsıntı geçiriyor. Eşinin ölümünün 40. Günü Aşko Kêvır de çözüm bulamadığı acılarıyla hayata gözlerini yumuyor. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"HASANE MOMKE NÜFUSU \"ÖLÜ\" OLARAK KAYDEDİLDİ"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Yeni doğan bebek Hasane Olkî Momke "},{"type":"text","text":"henüz 46 günlüktür! O küçücük bedeniyle hem annesiz, hem babasız kalıyor. 46 günlükken öksüz ve yetim kalan Hasane Olkî Momke’yi amcası "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Hırço "},{"type":"text","text":"lakaplı Mıstke Momke büyütüyor. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Ancak bebek nüfusa “Ölü” diye kaydediliyor. "},{"type":"text","text":"Hasane Olkî Momke çocukken amcası Hırço’nun kuzularını güdüyor, genç bir yaşa gelince de koyunlarına çobanlık yapıyor. Daha sonra da köyün naxırına gidiyor. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"Bılûr çalmasını ve taşlardan kerboran tesbihleri yapmasını öğreniyor. Taşlarla yaptığı gülleler ise köydeki çocuklar arasında kapışılıyor. Ve kendisinde öykü anlatabilme yeteneğini açığa çıkarıyor. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Annesiz ve babasız büyüyen Hasane Momke büyüyüp serpilince "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Sofîlon "},{"type":"text","text":"köyünde "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Aşo Bage "},{"type":"text","text":"ile evleniyor. Aşo Bage küçükken menengiç hastalığına yakalandığı için sağır oluyor. Uzun boyu ve halı dokumasıyla yörede nam salıyor. Bu evlilikten beş çocukları oluyor: "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Mıstık, Olık, Aşê, Basê ve Ali. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"KÖYÜN FAKİRİ DÜNYANIN ZENGİNİ"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Hasane Momke gündüzleri çobanlık yapıyor. Köyün en fakirleri arasında gözüküyor ama akşam hayvanları köye getirdikten sonra evine girdiğinde kendisini dünyanın en mutlu ve zengin insanı olarak görüyor. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Çocuklarını çevresine topluyor ve onlara "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Zînê Zêdan"},{"type":"text","text":"'ı, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Papûk kuşu ile kengerin öyküsünü "},{"type":"text","text":"ve diğer masalları anlatıyor. Elektriğin olmadığı dönemlerde "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"bazen evde mum da olmuyor. Ama karanlık gecelerde onun anlattığı hikayeler çocukları büyülü yolculuklara çıkarıyor "},{"type":"text","text":"ve hayal güçlerini zenginleştiriyor. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Böylece bu öyküler birer ışık huzmesi olarak çocuklarının kalbinde parlıyor. Ve çocukların heyecanlı dinlemeleri, sorular sormaları onun en mutlu olduğu anlar oluyor. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"ONA NEDEN \"HIRÇO\" DİYORLAR"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Hasane Momke‘yi büyüten amcası Mıstke Momke‘ye neden Hırço denildiğine gelirsek... "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Bütün Pazarcık ve Elbistan‘da olduğu gibi Maxsan (Maksutuşağı) köyünde de her insan lakabıyla tanınıyor. Mıstke Momke‘nin lakabı da Hırço‘ydu. Birgün Gonîg köyünde güreş şampiyonası yapılıyor. Mıstke Momke de yarışa katılıyor. Karşısına gelen herkesi yere yığıyor. Ağa, sonunda kendi egidini gönderiyor. Onu da yenince ağa şöyle diyor: "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"},{"type":"italic"}],"text":"\"Î minê hirçan e“ "},{"type":"text","text":"(Ayı gibi). O günden sonra kendisine Hırço diye hitap ediliyor ve ismi öyle kalıyor. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Başka bir söylentiye göre ise bu ismini bir ayı ile yaptığı mücadeleden sonra alıyor. Anlatılana göre bir ayıyla karşılaşıyor. Onunla boğuşuyor ve ayıyı deviriyor. O nedenle kendisine Hırço deniyor."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Hırço‘nun bir diğer özelliği de korku alması. Kürdçe, „TIRS GIRTIN“ diyoruz. Korkan çocuklar Hırço‘nun yanına getiriliyor. Aynı zamanda Hırço o dönem okuma-yazma bilen az sayıda Maxsan‘lıdan biri. Aramî alfabesiyle Osmanlıca ve Arapça okuyabiliyor."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"1989'a KADAR PAZARCIK'TA DEVELER VARDI "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Molê Momke develeri 20. yüzyılın ortasında satıyor. "},{"type":"text","text":"Ama Pazarcık köylerinde develer 1989 yılına kadar varlıklarını sürdürüyor. En son develeri "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Gundî Mamiş (Memişkahya) ve Çawırme (Kurtdere) "},{"type":"text","text":"satıyor. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Bu iki köyümüz develerle Molê Momke gibi sadece nakliyatçılık yapmıyordu. Çoğunlukla kendi yüklerini taşımak için develeri kullanıyorlardı. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Geçmişte bir deve öldüğü zaman sahibi ağıt yakardı. Çünkü develer masrafsız hayvanlardı. Örneğin siz bir koyunu kışın ahırda beslemek ve ona yer bulmak zorundasınız. Ama bir deve öyle değildi. "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Sahipleri develeri köyün dağına bırakıyor, onlar kendilerine barınacak yer, yiyecek ot ve içecek su buluyordu. "},{"type":"text","text":"Geçmişte dağlarda hırsızlık olayları da olmadığı için ne zaman ihtiyacı olursa sahibi gidip deveyi getiriyor ve yükünü taşıttırıyordu. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Bu nedenle bir iş kapısı gibi de görülüyordu. Çünkü arabalar çıksa da halen dağlardan aşağıya, çamurlu tarlalardan yollara eşya taşımak için deveye ihtiyaç duyuluyordu. Bu nedenle harçlığı azalan bir aile devesiyle hemen bir işe koşabiliyordu. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Örneğin Gundî Mamış ve Çawırme köyünde bazı aileler Adana‘ya gidiyor ve iki ay çeltik tarlalarında çalışıyordu. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Yayla yoluna gelince... Bu iki köyün develeri ayrı bir yer tutuyordu. Çünkü develerin boyunları el işi örmelerle süsleniyor, zangıllarının çıkardıkları ses kilometrelerce öteden duyuluyordu. Bu da Engizek‘lere giden yayla yoluna ayrı bir renk katıyordu."}]}]}

