Ev gotar niha tenê bi Tirkî heye.
Xelî Mîralî-II: Derviş Olarak Yaşamak
20. yüzyılın ilk yarısında Elbistan ve Pazarcık'ta birlikte dolaşan dervişler grubu vardı. Hêmî Tazi, Olî Qute, Îrbamî Hamze, Çopo, Zalxê, Duran Baba ve Xelî Mîralî gibi... Mehmet Duran Şeker, bugünkü yazısında babası ve ablası Xecê'nin anlatımlarıyla bu derviş grubuna dair çarpıcı bilgiler veriyor.
14ê îlona 2026an6 dk

{"type":"doc","content":[{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"Fotoğraf Mehmet Duran Şeker'den alınmıştır."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Mehmet Duran Şeker"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Babam Xelî Mîralî, derviş yaşamına ilişkin şöyle diyordu:"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"\"Annem ve babamın, beni eve bağlayabilmek için köyümüzden bir kızla, evlendirmek istediklerini öğrendim. Gelini getirecekleri günü öğrenince, aynı gün evden kaçarak kayıplara karıştım."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Bu tarihten sonra uzun yıllar, eve hiç uğramadan, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"bir at, bir hırka ve bir lokma ile yaşam sürdüm. "},{"type":"text","text":"Pazarcık ve Elbistan yöresinde bulunan, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Hêmî Tazi "},{"type":"text","text":"(Üryan Hemo), "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Alî Quto, Îrbamî Hamze "},{"type":"text","text":"ve "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Çopo "},{"type":"text","text":"ile dünyalıktan elini ayağını çekmiş, derviş hayatı yaşayan insanlardan oluşan, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Harabati grubuna "},{"type":"text","text":"katıldım. Birbirimize verdiğimiz ikrar gereği, dünya malından, mülkünden, elimizi eteğimizi çektik ve yıllarca bu çileyi hep birlikte çektik."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Pazarcık'ta bulunduğumuz bir zaman, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Pir İrbami Hamze"},{"type":"text","text":", Gökçayır Köyü'nden, Çiğil Köyü'nde yaşamakta olan Hado'nun nişanlısı Kavırgillerden "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Happa ile anlaşarak kaçtılar. "},{"type":"text","text":"İrbami Hamze ve ben, Elbistan yöresinden olduğumuz için, bu işin içinde benim de olabileceğim konuşulmaya başlanmıştı."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"İrbamî Hamze, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Kızılkandil"},{"type":"text","text":"'de oturuyordu ve nüfuz sahibi, saygı duyulan bir ocakzadeydi. Bu olaydan sonra Pazarcık yöresindeki harabatilerden, fiziken kopmuştuk."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"İrbamî Hamze, (benim ilerlemiş yaşıma rağmen) küçük yaşta, babalarını kaybetmiş, İrbamî Silê'nin öksüz kızlarından, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Besê ile beni evlendirdiğini söyleyip, benim de dervişlik hayatından, dünyevi yerleşik yaşama geçmemi sağlamış oldu. "},{"type":"text","text":"Besê, Kızılkandil'den Taştutanlar Ailesi'nden bir ocak evladıdır. \""}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"KIZI XECÊ'NIN HÊMÎ TAZI İLE ANISI"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"Halil Baba'nın ilk çocuğu olan Hatice (Xecê), yaşadığı bir olayı şöyle anlatır:"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"\"Ben daha küçüktüm ve mevsim kıştı. Kapıyı açıp dışarı çıktığımda, kapının önünde karların içinde bir insanın yattığını gördüm. Bu ihtiyar adamın etrafındaki karlar erimiş, yırtık giysiler içinde, yalınayak yatıyordu."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Ürpererek içeri koştum. Babama, dışarıda bir ihtiyarın kar içinde uyuduğunu söyleyince, 'Bu Hemo'dur' deyip hemen dışarı fırladı. Adamı uyandırdıktan sonra, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"'Hemo içeri buyur' dedi. Yaşlı adam, 'Sen nefsine yenik düşüp sözünden vazgeçtin' dedi ve arkasına bakmadan yürüyüp gitti.\""}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"DERVİŞİN AİLESİNE YÖNELİK ENDİŞESİ"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Halil Baba’nın, beşinci çocuğu da kız olunca, adını 'Yeter' koyarlar. Eşi hamileyken, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Duran Baba "},{"type":"text","text":"adında bir harabati, misafir olur ve "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"bir erkek evlatlarının doğacağını söyler. "},{"type":"text","text":"Defalarca ziyaret ve ocaklara, yaptığı adaklardan sonra nihayet bir oğlu doğar. Oğlu doğduktan sonra, bu dervişin adını ve babasının adını koyarlar."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Oğlu Mehmet Duran'ın, geleceğini güvence altına almak için tek yolun, okumak olacağına inanır. Mehmet Duran'a koruyucu olarak sahip çıksın diye, son kızı Yeter'le birlikte okula gönderir. Sistemden ve bağnazlıktan çektiklerini kastederek, durumu şu sözlerle dile getirir: "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"\"Kazığı çakan sağlam çakmış. Bu Yezit-Mervan düzeniyle, başa çıkmak mümkün değil. Ne zamana kadar, korkak tavşan gibi kaçıp saklanacağız? En iyisi, geç de olsa elimize geçmiş fırsatı, iyi değerlendirip okuyup, deryada bir damla misali kaybolmaktır.\""}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Halil Baba, çocuklarını okutabilmek için adeta yatağı sırtında onların peşinden dolaşıp durmuştur."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"DERVİŞİN FELSEFESİ VE DURUŞU"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Tüm Allegiran mensupları toplumun saygı ve sevgisini kazanmış olsa da, ocağın kutsiyeti Halil Baba’nın kendisine atfedilmiştir. Halk arasında sayılan, sevilen, hayır duası beklenen ve bedduasından da çok korkulan bir kişidir. Kendisine duyulan saygı ve sevginin nişanesi olarak "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"yörede, yüzlerce aile çocuklarına \"Halil\" veya oğlu \"Mehmet Duran\" ismini vermiştir. "},{"type":"text","text":"Hatta tüm çocuklarına onun çocuklarının isimlerini veren aileler dahi bulunmaktadır."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Yörede yaşayan her can, mutlaka onunla ilgili bir öykü, hatıra ya da menkıbe anlatır. "},{"type":"text","text":"Özellikle Mirallî ve Nergelê’de bulunduğu dönemde, neredeyse her Perşembe, hanesi mihmansız kalmaz. Lokma ve adaklarıyla gelenler, evinde ağırlanır, lokmalar mutlaka birlikte paylaşılırdı. Çoğu da ruhsal sıkıntılarından arınmış olarak geri dönerdi. Bu, yöre halkı için alışılmadık bir durum değildir."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Kendisine gösterilen hürmet kadar, incitilmesinden de çekinilir, gönlü hoş tutulmak istenirdi. Bugün türbesi de sevenleri tarafından ziyaretgâh olarak saygı görür; bu da geçmişteki o köklü itibardan kaynaklanır. Menkıbeleri saymakla bitmez."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Nitekim 2025 yılının Haziran ayında da herkesi hayrete düşüren bir olay yaşanır. "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Maraş depreminde köyüyle birlikte türbesi ağır hasar görür. "},{"type":"text","text":"Akrabaları el birliğiyle türbeyi yeniden inşa eder. Eksikler giderilirken, Nurhak’tan bir aile 15-16 yaşlarındaki engelli kızlarını da getirir. \"Belki evladımıza bir faydası olur” diyerek türbeyi ziyaret etmek ister."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Fakat türbenin inşasında engellilerin girişine kolaylık sağlayacak düzenleme gözden kaçar. Tekerlekli sandalyeyi taşıyarak içeri sokmaya çalışırlarken, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"genç kız şöyle der:"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"\"Bana yardım etmeyin. Ben kendi ayaklarımla türbeye yürümeyi deneyeceğim.\""}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Sandalyeye mahkûm olan kız, herkesin şaşkın bakışları arasında ayağa kalkar; yürüyerek türbeye varır, niyazını sunar ve sonra tekrar yürüyerek gelip sandalyesine oturur."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Halil Baba kendisine karşı gösterilen sevgi ve teveccühe karşı, sıkça şu açıklamada bulunurdu: "},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"\"Yavrum, bende bir şey yok. Benim bir marifetim olsa önce kendi rahatsızlıklarımı gideririm. Sizin bana inandığınız gibi ben de size inanıyorum. Her varlık sizde mevcuttur. Yeter ki kendinizi tanıyın.\""}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Halil Baba’nın, en büyük özelliklerinden biri, hazır cevap olmasıydı. "},{"type":"text","text":"Bulunduğu ortamlarda, çok konuştuğunu söyleyenlere karşı, \"Ne yapayım! Benim sözlerim birbirini iteliyor (tepeliyor)\" diyerek kendini savunurdu."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Tabu tanımayan özelliği, konuya ilişkin açık seçik konuşması, O'nu dinlenen ve saygı duyulan bir kişi konumuna getirmişti. Sevgi, dostluk, paylaşımcılık, şeffaflığa büyük önem verirdi. Sıkça söylediği sözler ve sorulara karşı verdiği yanıtlardan, bazıları şunlardır:"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"HALİL BABA (XELÎ MÎRALÎ)'NIN BAZI SÖZLERİ"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"• - Evladım, insan önce kendi kendini tanımalıdır. Herşey önce senden başlar. Benim, imkânım olsa önce kendi hastalıklarımı gideririm!"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"• - Ben, her varlığı sizlerde gördüm. Gerçeği başka yerlerde aramaya gerek yok. Kendi özünüze dönerek, gönül gözüyle bakmaya çalışın!"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"• - Ali'den, peygamberlerden, imamlardan medet umanlara sözüm yok, ama şunu diyebilirim: Onlar, kendilerinden doğan çocuklarını bile koruyamadılar. Birbiri ardına katledildiler. Tırnağınız varsa başınızı kaşıyın!"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"• Maraş Katliamı yaşanırken, kaçmakta olan bir kadının, \"Halil Baba, bu çektiklerimiz nedir? Ocağı çağır da yardımımıza yetişsin!\" demesi üzerine, Halil Baba'nın yanıtı dikkat çekicidir: \"Yavrum, kaçıp kurtulmana bak. Ocak, gözünü kan bürümüş, ite, köpeğe ne yapsın? Ocağı var eden sizlersiniz. Bu saldırganlara, yem olmamak için gücün yettiği kadar, kaçıp kurtulmaya bak.\" Bu yanıtı, ilahi bir güçle, müdahale beklentisi yerine, çabanın ve hayatta kalma mücadelesinin önemini vurgular. Bu sözleriyle, Ocak kavramının, soyut bir kurtarıcıdan ziyade, onu var eden \"canlar\", yani toplum olduğu gerçeğine işaret etmiştir."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"• 68 Kuşağı gençliğinin, etkin olduğu süreçte yaşanan bir konuşma, Halil Baba'nın tabu tanımazlığını, okur-yazar olmamasına rağmen sağduyu ve akılcılığı öne çıkaran, felsefi derinliği olan duruşunu anlamak için iyi bir örnektir. Alevilerin, kadim olarak kutsadığı Ay ve Güneş, süreç içerisinde \"Ay Muhammed, Gün Ali'dir\" şekline dönüşmüştür. Ali'nin üstünlüğünü vurgulamak için, \"Ay Muhammed, Gün Ali'dir\" derlerdi."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Amerikalılar, 1969 yılında Ay'a insan indirmeyi başardılar. Bu olaydan sonra kendisine haber veren bir kişi, şunları dile getirir: \"Baba, Amerikalılar, Ay'a insan indirdiler.\" Halil Baba'nın \"Nasıl?\" sorusu üzerine, \"Uzay aracıyla, insan yolladılar. Muhtemelen oraya insan pisliği bile bırakmışlardır\" yanıtını alır. Halil Baba'nın cevabı, geleneksel inançları, bilgiyle harmanlama ve gelecek nesillere pratik bir yol gösterme niteliğindedir: \"Yavrum, doğrudur. Biz cem ve cemiyetlerde büyüklerimizden duyduklarımızı tekrar ediyorduk. Okulumuz, medresemiz yoktu. Ay ve Güneş'in ulaşılmaz olduğunu sanıyorduk.\" Bunun üzerine \"Peki şimdi ne olacak, hâlâ Ay Muhammed'dir diyecek misiniz?\" sorusuna Halil Baba'nın verdiği cevap, geleneksel inançları, bilimsel gelişmeler ışığında yeniden yorumlama, tabuları tereddütsüz reddetme ve topluma yol gösterme arayışını yansıtır:"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"\"Bak oğlum, benim size bir nasihatım olacak, unutmayın! Ya çok çalışıp Amerikalıların daha da ilerisine ulaşmaya çalışın, yok eğer bunu yapamıyorsanız da, başınıza takacak sağlam şapkalar bulun ki Amerikalıların yukarıdan düşen pislikleri başınızı kirletmesin!\""}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"• Kadınlara karşı, ayrımcı davranış gösterenlere, tepki olarak şunları söylerdi:"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"\"Kimseler görmüyorken, 'kurban olurum, senin için ölürüm' dersiniz, insan içine çıkınca da kadını dışlarsınız. Bu düpedüz ikiyüzlülüktür. Sevgi göstermek içindir. Saklanan sevginin anlamı da kalmaz. Sevici olun! Yüreğinde sevgi olan kötülüğe meyletmez. Yeter ki sevin! Sevgi de, lokma da paylaşmakla çoğalır. Paylaşılmayan sevgi ve lokmanın hayrı da, bereketi de olmaz!\""}]}]}

