Ev gotar niha tenê bi Tirkî heye.
Bawerî

Xelî Mîralî-I: Avcılık Merakı ve At Sevgisi

Yazar ve emekli öğretmen olan Mehmet Duran Şeker, çok önemli bir çalışmaya imza attı. O, Xelî Mîralî (Halil Baba)'nın oğludur. Şeker, babasının hayatını yazdı, PDF haline getirdi ve bizimle paylaştı. Xelî Mîralî, Batı Kürdistan'da ve kadim Elbistan coğrafyasında Kürt Alevi inancının önemli değerlerinden biridir. Onun yaşamını üç bölüm halinde paylaşacağız. İlk bölümde çocukluğunu anlatacak, av ve at sevgisinin nasıl sona erdiğini aktaracağız.

14ê îlona 2026an7 dk
Xelî Mîralî-I: Avcılık Merakı ve At Sevgisi
{"type":"doc","content":[{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"Xelî Mîralî. Fotoğraf, Mehmet Duran Şeker'in aile arşivinden alınmıştır."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Mehmet Duran Şeker"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Halil Baba, Maraş iline bağlı Elbistan, Pazarcık ve çevresinde, çoğunlukla Alevi Kürt köylerinde, kerametleriyle bilinen ve saygı duyulan ermiş bir kişidir. Bu bölgede, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"\"Xelî Mîralî\", \"Bavkî Xel\" ve \"Xelî Memî Alî Bûdele\" "},{"type":"text","text":"olarak tanınan ulu bir derviştir."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Resmî kayıtlara göre 1904 (1320) yılnda, Fatê Alê (Fatma)'den doğmuş ve 1986 yılında Nurhak’ın Xofikan mahallesinde Hakk'a yürümüştür. Baba olarak anılması, O’nun Bektaşi olduğunu düşündürebilir, ancak Bektaşi değildir. Yöre halkı saygı ve sevgisinden dolayı böyle adlandırmaktadır."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Halil Baba, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Sinemilli "},{"type":"text","text":"aşiretinden olup "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Allegiran "},{"type":"text","text":"sülalesinin "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Bûdala "},{"type":"text","text":"kolundandır. "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Ağuçan "},{"type":"text","text":"mürşit ocağına bağlıdır. Türbesi, Elbistan'ın Nurhak’a bağlı "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Miralli (Değirmenkaya) "},{"type":"text","text":"köyünde bulunmaktadır. Türbesinin bulunduğu yerde amcası Newo, babası Memo, Annesi Fate, amcasının oğlu Huso ve eşi Afe’nin de mezarları da bulunmaktadır."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"YERİNDE DURAMAYAN KAÇAK ÇOCUK "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Halil Baba, fırtınalı bir yaşam sürmüştür. Çocukluğunu kendi anlatımıyla şöyle aktarmıştır."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"\"Ben henüz küçükken ele avuca sığmaz, dur durak bilmeyen biriydim. Babamın durumunun iyi olmasına rağmen, kendi ev işlerimizle ilgilenmez, başkalarının işlerine koşmayı severdim."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Bir akşam kardeşim Hasan babama, "},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"'Baba bizim koyun, keçi ve ineklerimiz nasıl çobansız dağa gidip akşamları geri dönüyor?' "},{"type":"text","text":"diye sordu. Babam, "},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"'Oğlum, onları bekleyip güden vardır' "},{"type":"text","text":"diye cevap verdi. Bu soru, kafama takıldı."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Ertesi gün, kimseye haber vermeden, durumu yerinde görmek için ormana gittim. Ak sakallı, yaşlı bir adamın, hayvanların yanında dolaştığını gördüm ve hemen eve koşup bunu babama anlattım. Babam anneme, "},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"'Fatê gel hele! Bu işin sırrı bozuldu. Kesinlikle hayvanlar ile yavruları karışıp emmişlerdir' "},{"type":"text","text":"dedi."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Akşam olduğunda, ineklerle buzağıların, koyunlarla kuzuların, keçilerle oğlakların birbirine karışarak eve geldiklerini gördük. Bunun üzerine benim, hayvanlara çobanlık yapmamı istediler. Ben bunu kabul etmeyip evden kaçtım. Dokuz ya da on yaşlarındaydım. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Nergele'ye vardığımda beni tanıdılar ve kaybolmamam için bana iş verdiler. Hergün tarlada ekin biçenlere eşek sırtında su ve yemek götürecektim. Birkaç gün işimi düzenli yaptım ve övgüler aldım."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Tarlaya gittiğim yolda, bir pınar ve orada dut ağaçları vardı. Dut ağacına çıkıp, dut yedikten sonra, ağacın altında uyuyakalmışım. Uyandığımda gün akşama dönmüştü. Kızacaklarından korksam da yiyecek ve içecekleri götürdüm. Tarlada çalışanlar, açlık ve susuzluktan o kadar bitap düşmüşlerdi ki, oldukları yerden kalkamamışlardı. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Tarla sahibi, neden geç geldiğimi sorunca, ben de korkumdan 'Teyze ancak hazırlık yaptı' dedim. Akşam olunca tarla sahibi benimle eve geldi. Eşine çıkıştı, eşi de beni zamanında gönderdiğini, benim yolda oyalanmış olabileceğimi söyleyerek durumu idare etti. O günü atlatmıştım, ama teyzenin bunun acısını benden çıkaracağını da biliyordum."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Birgün teyze ekmek pişirirken elindeki oklavayla bacağıma vurdu. Kızgınlığımdan, evin zahire ambarına indim ve içindeki bütün tahılları birbirine karıştırdım. Sonra ambardan çıkıp arkama bakmadan Nergele'yi terk ettim. Hemen oradan da kaçtım. Elbistan-Maraş karayolu, henüz yapılmamıştı. İnsanlar, dağ yolundan yaya veya yük hayvanlarıyla, gidip gelirlerdi. Kimseye görünmemeye çalışarak, kaç gün sonra vardığımı bilmediğim bir Türk köyüne geldim."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Köyde bana, Maraş'ta savaş olduğunu ve oraya gitmemem gerektiğini söylediler. "},{"type":"text","text":"Bunu duyunca, belki orada bir silahım olur düşüncesiyle, mutlaka gitmeliyim diye heveslendim. Maraş'ta savaşan çetelere katılmak üzere giden insanlarla birlikte bu büyük şehre, Maraş'a geldim. Bana verdikleri yemek karşılığında, evlerin altındaki tünellerden yan evlere girmemi istiyorlardı. Ben, evde kimse yok deyince, bu silahlı insanlar, evlere girip içeride ne varsa talan edip paylaşıyorlardı. "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Sonraları öğrendiğime göre, o basılıp talan edilen yerler Ermenilerin evleriymiş. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmuştum."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Benim de silahım olur hevesi kursağımda kalmıştı; benim yaşımdaki bir çocuğa silah verilmeyeceğini düşünememiştim. Bana yaptırılan işin tehlikeli olması yanında, dil bilmemem de beni çok zor durumda bırakıyordu. "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Buradan tekrar kaçıp kurtulmalıydım. "},{"type":"text","text":"Bir yolunu bulup geldiğim yoldan geri döndüm. Yönüm eve doğruydu ama hiçbir şekilde eve de dönmek istemiyordum. Son ayrıldığım köye vardığımda, bu köyde kalmak istediğimi söyledim.\""}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"AV TUTKUSU'NUN SONUÇLARI"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"\"Bana bir tüfek, saçma ve barut almaları karşılığında köye çobanlık yapacağımı ve başka bir şey istemediğimi söyledim. Çocukluktan beri av ve ata karşı, hastalık derecesinde bir tutkum vardı. Tüfeğim sırtımda, sabahtan akşama kadar, kımıldayan ne bulursam sıkıyordum. Saçmalarım bitince, tüfeğe ufak taş doldurarak, avcılık hevesimi gideriyordum."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Bizim yakın köylülerden biri Maraş'tan dönerken bu köyde mola verir. Halil adında bir çocuğun, bu köyde çobanlık yaptığını öğrenir. Benim kaybolduğumu bilen bu kişi, ilk elden aileme haberi ulaştırır. Annem, sabah erkenden yola düşerek, köye gelir. Muhtardan kimseye haber verilmemesini rica eder."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Akşam, hayvanları getirince, beni muhtarın evine çağırdılar. İçeri girer girmez, üzerime çullanarak beni yakalayıp anneme teslim ettiler. "},{"type":"text","text":"Annem, kendirin bir ucunu kendi beline, bir ucunu da benim ellerime bağlayarak yola koyulduk. Yolda tuvalet bahanesiyle yaptığım tüm girişimlerim sonuçsuz kaldı ve çaresiz eve kadar geldik."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Ava olan tutkumu öğrendikleri için evde kalmama karşılık bana tüfek aldılar. Evin hiçbir işine karışmadan, sabahtan akşama kadar av peşinde koşturuyordum. Bizim yörede, Çir Keklik denilen bir keklik türü yaşardı, şimdi nesli tükenmiş. Kınalı keklik son derece kurnazdır, suya teker teker inerler. Çir keklik ise tavuk gibi sürü hâlinde, su içmeye veya indirdiğim yemleri yemeye gelirlerdi. Her sıkmada, çok sayıda keklik vuruyordum."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Annem ve özellikle babam, bu işi bırakmamı, çok vebali olduğunu söyleseler de aldırmıyordum. "},{"type":"text","text":"Birgün, yine sulak bir yerde pusuya yatarken, diz boyu yükselmiş otların arasından, bir canlının suya doğru geldiğini, otların hareketinden anladım. Gelenin keklik olmadığı belliydi. Kurt, tilki, domuz ya da ayı olabilir diye tedbirli olmak istiyordum. Hedefi tutturamadığım zaman, benim için kötü bir durum doğabilirdi."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Henüz sabah aydınlığı yoktu, karartının belirmesiyle tetiğe bastım. Nişan aldığım hedef, birdenbire ak sakallı, yaşlı bir ihtiyar oluverdi. "},{"type":"text","text":"Yapacak bir şey yoktu, tetiğe çoktan basmıştım. Düştüğüm yerden uyandığımda, öğle vakti olmuştu. "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Tüfek, benden metrelerce uzağa savrulmuştu. "},{"type":"text","text":"Kendimi toparlayıp kalktığımda, çevrede hiçbir şey ya da kimse yoktu. Otların içerisinden gelen, herhangi bir iz de yoktu. "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"O gün son avcılık günüm oldu. "},{"type":"text","text":"Ondan sonra elime bir daha silah almadım. Heveslerimden birisi, yine bana, büyük bir hayat dersi olmuştu.\""}]},{"type":"image","attrs":{"src":"https://pub-5dbeb11e76d1432da257f0a38a434685.r2.dev/uploads/1789374607178-ecbf5c4d-7d9b-426b-a03a-4255a2c47a54.webp","alt":null,"title":null,"width":null,"height":null}},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"Mehmet Duran Şeker'in babasının sözlerinden hazırladığı ve bu son çalışmasında yer verdiği bir bölüm..."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"AT TUTKUSU VE MERAK"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"\"Bu dersten sonra, ata olan tutkum, daha da büyümüştü. Bütün zamanımı, doru atıma adamıştım. Bir süre sonra "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"atımın ünü, benden önce yayılmaya başladı. "},{"type":"text","text":"Düğünlerde, geleneksel olarak Cirit oynardık. Benim bulunduğum ortamlarda çoğu kişi, kaybedeceğini bildiği için Cirite girmekten vazgeçiyordu."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Emsalsiz bir atım vardı. Köyümüzde, ağalardan birisinin düğünü vardı. Köy arazilerinin başladığı yerden itibaren, birkaç kilometrelik bir mesafe koşacaktık. Atların eğerleri kör düğümle bağlanmaz, kolay çözülsün diye özel bir düğümle bağlanırdı. Kayışın ucundan çekildiğinde, eyer kolayca çözülürdü. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Köyümüzden, adı Halil olan birini ayarlamışlar. Cirit heyecanıyla, fark edemedim, ben at üzerindeyken, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"benim atımın eyerini çözmüş. Amacı, koşu sırasında, attan düşmemi sağlayıp kazanmamı engellemek… "},{"type":"text","text":"Koşmaya başlar başlamaz, benimle diğerleri arasındaki mesafe iyice açılmıştı. Köye girerken, yolun ortasında, yassı, düz bir kaya bulunuyordu. At, onun üzerinden koşarsa kayar diye "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"başını hafifçe yana, çevirir çevirmez, at bir yana, ben eyerle birlikte, kayanın tam ortasına, kafa üstü çakıldım."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Gözlerimi açtığımda, herkesin başımda ağıtlar yaktığını gördüm. "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Köyümüzde yaşayan, şifalı otlardan ilaç yapan bir kişi, üç ay benim tedavimle uğraştı."},{"type":"text","text":" Kaşımın üst tarafındaki yaraya kurt düştü ve bir kemik dahi düştü."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Ölümle, burun buruna gelmiş olmam bile, beni atımdan soğutmaya yetmemişti. Onun dışında, dünya malında gözüm yoktu. Dur-durak bilmeyen biri olarak, onsuz edemezdim."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Birgün, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Köşk Köyü"},{"type":"text","text":"'ne gitmek için yola çıkmıştım. Her yerde, bir konaklama noktamız olurdu, ihtiyaçlarımızı orada tedarik ederdik. Elbistan'ı geçince, hem biraz dinlenmek, hem de ihtiyaçlarımı almak için, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Küçük Yapalak"},{"type":"text","text":"'taki konaklama yerine vardım."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"-'Xello, elimize bir yerden, bir şey geçti. Ama henüz kullanmadık ve ne olduğunu da bilmiyoruz. Nasıl kullanılacağını da bilmiyoruz. Herhalde yutulması gereken birşey' "},{"type":"text","text":"dediler. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Bana, küçük, hamur kıvamında bir madde verdiler. Ne olduğunu bilmiyordum. Biraz dinlendikten sonra tekrar yola koyuldum. Giderek üzerime, bir ağırlık çökmeye başladı. "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Bir süre sonra, yol boyunca, bütün taşlar üzerime savrulmaya, yüksek otlar, yılan olup üzerime gelmeye başladı."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Atım, adeta havada uçuyordu. Merak işte, ne yutarsın bilmediğin şeyi…"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Gözlerimi açtığımda, Köşk'te, bir evde yatıyordum. "},{"type":"text","text":"İlk önce atımı sordum, bana olanları anlattılar. Köyün karşısında, çok çetin ve yüksek, sarp bir kaya vardı. "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Kayanın dibine, kartallar inip kalkmaya başlayınca"},{"type":"text","text":", köylüler, muhtemelen bir hayvanın, canavar tarafından parçalandığını sanarak, kontrol etmeye gidiyorlar. Kayaların dibinde, parçalanmış bir at görüyor ve benim atım olduğunu anlıyorlar. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Bütün aramalarına rağmen beni bulamayınca, akıllarına, kayanın orta yerindeki, bir ağacın arkasına bakmak geliyor ve oraya, iplerle birisini sarkıtıyorlar. "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Benim, kayanın ortasındaki tek ağacın arkasında, baygın olduğumu görüp yukarı çekerek, eve taşıyorlar. Bu olay sonrasında benim ata olan hevesim de sona ermiş oldu.\""}]}]}
Parve Bike

Gotarên Têkildar