Ev gotar niha tenê bi Tirkî heye.
Huner

Çelişkileriyle Mahzuni Şerif'in Sanatı

Şair ve Şiir Eleştirmeni Ezeli Doğanay, Aşık Mahzuni Şerif üzerine kendi Facebook sayfasında bir yazı yayınladı. Mahzuni'nin köyü, ailesi, yaşamı ve ürettikleri üzerine bilgiler paylaşan Doğanay, sanatçının şiirlerini yorumladı ve çelişkili gördüğü noktaları örneklerle açıkladı.

16ê îlona 2026an15 dk
Çelişkileriyle Mahzuni Şerif'in Sanatı
{"type":"doc","content":[{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"Ezeli Doğanay ve Mahzuni Şerif. Fotoğraf Ezeli Doğanay'ın Facebook sayfasından alınmıştır."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Ezeli Doğanay"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"İTHAL SANATLARIN HALK ŞİİRİNE REVA GÖRDÜKLERİ"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Roman, öykü, tiyatro, sinema, taş yontuculuğu (Heykeltıraş) ve serbest dizeli şiir batıdan bize çok sonradan gelen sanat türleridir. Avrupa’dan ithal edilen bu sanat türlerinden sonra Dörtlüklü Şiir "},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"(Anonim Halk şiiri, Âşık Şiiri, Tekke ve Zaviye Şiiri) "},{"type":"text","text":"lanetli şiir haline getirildi."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Yaşamın özünden süzülerek, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"“halk adamı”"},{"type":"text","text":" diyeceğimiz ozanlar tarafından yazılan/ dillendirilen dörtlüklü şiir, yarım-bilinçli aydınlar tarafından yadsındı, yadırgandı, ayıplandı."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Bununla da yetinmediler. Halk Şiiri’nin geçersizliği üzerine teoriler ürettiler. Halkı anlama noktasından çok uzakta olan bu yarım donanımlı aydınlar, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"dörtlüklü şiirin sanatçı kişiliği oluşturmayacağı"},{"type":"text","text":"nın teorisini yapmaya başladılar."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Dergi, Gazete, Radyo ve TV gibi ellerinde olan olanakları kullanarak topluma bu fikirlerini enjekte ettiler. Böylece, halktan küçük olan bu kesim, kendine ait olan her şeye mesafeli durmaya başladı, yukarıdan baktı ve elinin tersiyle itti."},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Toplumun büyük çoğunluğu, küçük burjuva aydınlarının bu konudaki yaklaşımlarına yüz vermedi. Ozanına, yazanına, sözcüsüne sahip çıkarak etkinliklerine katıldı, türkülerini ezberledi. Onların eserlerini gönülden gönülle, dilden dile aktararak ülkenin en ücra yerlerine kadar taşıdı."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":" "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"HALK OZANLARI İKİYE AYRILIYOR"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":" Halk Ozanları "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"(adı üzerinde Halkın Ozanı) "},{"type":"text","text":"ise halkı ile, yaşamı ile, toplumsal değerleri ile iç içe yaşamaya devam etti. Sistemin halk üzerindeki baskıcı yönetiminin sürekliliğini eleştirdi."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Kimisi olaylara toplumcu-gerçekçi yaklaştı ve sistem değişmeden, baskıların değişmeyeceğinin bilinci ile sosyalist bakış açısına ulaştı. Kimisi ise eleştirel-gerçekçi olarak olaya yaklaştı ve hükümetlerin değişmesi ile bu sosyal aksaklıkların biteceğini sanarak sadece hükümetlerin değişmesini istedi."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Sosyalist bilince ulaşan halk ozanları yaptıkları sanatta tutarsızlığa düşmeden, sağlıklı bir çizgi tuttururken; sadece eleştirel-gerçekçi bir çizgide sanatını icra eden ozanlar ise sık sık yalpalamalar yaşadılar ve pragmatik bir sanatçı kimliğine ulaştılar."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Mahzuni Şerif "},{"type":"text","text":"sınıf çelişkisinin çözülmeyeceğini, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"“Sınıfsız Okul” "},{"type":"text","text":"adlı şiirinde anlatmaktadır. Ayrıca "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"“Dolunaya Tül Düştü” "},{"type":"text","text":"adlı kitabında da ifade ettiği biçimi ile liberal batı demokrasisine hayran bir ozandır. Sosyal aksaklıkların devletten değil, hükümetlerden kaynaklandığının kanısını taşımaktadır. Anadolu’da Kürt, Türk ve diğer halklar arasında oldukça önemli bir dinleyici kitlesi olan Aşık Mahzuni Şerif, bu ikinci grup içinde değerlendireceğimiz sanatçı kimlikli bir halk ozanıdır."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Kimine göre "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"“Dönek”, "},{"type":"text","text":"kimine göre "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"“Çağın Pir Sultanı”,"},{"type":"text","text":" kimine göre "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"“Halk ozanlığının son halkası”"},{"type":"text","text":" olarak değerlendirilen Mahzuni Şerif’i anlatmaya çalışacağım. Bu yaklaşımların doğruyu ne kadar yansıttığının üzerinde durarak anlatmaya çalışacağım."},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"30 yıldır dörtlüklü şiir ve sorunları ile ilgilenen bir kişi olarak, sanatı ve yaşamını değerlendirdiğim ozanlar içinde zorlandığım ozanlardan biridir Mahzuni.(1)"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"SEYİT TORUNU KURAN KURSUNA GİDİYOR"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"1700’lü yılların sonunda "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Dersim Hozat’tan Maraş’a göç eden "},{"type":"text","text":"bir ailenin çocuğudur. Dedesi "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Seyit Hasan"},{"type":"text","text":"’ın oğludur. Nenesi Vartolu "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Hormekan "},{"type":"text","text":"aşiretine mensuptur. Babasının adı Zeynel, annesinin adı Döndü’dür."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Afşin’in "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Berçenek "},{"type":"text","text":"köyünde doğdu. Doğum tarihi tartışmalıdır. Âşık Mahzuni kendi doğum tarihini anlatırken, "},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"“Babamın dediği doğruysa, anamın da dediği doğruysa "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"},{"type":"italic"}],"text":"1943 "},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"yılının Ocak 3’ünde Afşın’a bağlı Berçenek köyünde doğmuşum” "},{"type":"text","text":"der."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Asıl doğum tarihi 1943 olmasına rağmen nüfus kayıtlarında Âşık Mahzuni’nin doğum tarihi 3 Ocak 1940 olarak geçer. Ancak kimi kaynaklar da (Aktaş.1990) 1938/39 olarak da yazılıdır."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Asıl adı "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Mehmet Şerif Cırık’tır. "},{"type":"text","text":"Ancak mahlas olarak kullandığı "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Mahzuni mahlasını 1990 yıllarda mahkemeye başvurarak soyadı olarak alır."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Çocukluğu kendi köyünde geçer ve köyünde okul olmadığı için Elbistan’ın "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Alembey "},{"type":"text","text":"köyünde Lütfi Efendi’nin medresesine kuran hafız kursuna gönderilir."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Mahzuni o yıllarını, "},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"“Bizim çevremizde kocaman bir yobaz bulutu döner. Hacı Lütfi Efendi hiç çekinmeden, canının istediği şekilde bilmediğimiz dillerle, bilmediğimiz isimlerle fetvalar verirdi durmadan. Arapçayı o zaman öğrendim. Şimdi Arapçayı yazıp okuyabiliyorum. Lütfi Efendinin medresesinde üç buçuk sayfada kaldım” "},{"type":"text","text":"diyor."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"OKUDUĞU OKULDA YARGILANDI"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Daha sonra köyde okul açılır ve gelen eğitmenle ilkokulu bitirir."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Afşin ve Elbistan’da üniformalı asker gençleri görür ve onlara özenir. "},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"“Gün oldu gönül bir şeye takıldı” "},{"type":"text","text":"der Aşık Mahzuni. İstediği olur ve 1956 yılında Mersin 3. Astsubay Hazırlama Okulu’na başlar ve 1959 yılında başarı ile bitirir."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Ordonat Tekniker sınıfına ayrılır ve Ankara Ordonat Tekniker Okulu’na gider ve "},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"ilginçtir okuduğu ve ödüller aldığı okul daha sonra 1971 askeri darbesinde mahkeme salonuna çevrilir ve Aşık Mahzuni okuduğu sınıfında hâkim karşısına sanık olarak çıkar ve orada yargılanır."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Daha sonraları okuduğu bu askeri okuldan 6 aylık devamsızlığından dolayı atılır."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"EVLİLİKLERİ"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"İlk evliliğini "},{"type":"text","text":"12-14 yaşlarında önlüklü bir ilkokul öğrencisi iken, ailesinin baskısıyla dayısının kızı Emine ile yapar. Bu evlilikten Zeliha (Şu anda Antep’te evlidir) adını verdiği bir kızı olur. Yapılan zoraki evliliği okul yıllarında bitirir ve boşanır.(2)"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"İkinci Evliliği: "},{"type":"text","text":"1961 yılında İtalyan asıllı Sovina (Suna) (3) isimli bir genç kızla tanışır ve evlenmeye karar verir. Fakat Suna 14 yaşında olduğu için evlenmeleri engellenir ve bu evliliği o dönem medyaya konu olur. Sonra Suna ile evlenir ve bu evlilikten Emrah, Ferhat, Şirin(4) adında 3 çocuğu olur."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Üçüncü evliliğini "},{"type":"text","text":"1971 yılında uzaktan akrabası olan Fatma Özdemir’le yapar.(5) Bu evlilikten de Derya, Ali, Şeyda ve Yetiş adında 4 çocuğu olur."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":" "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"MEZARI ÇİLEHANE’DEDİR"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":" Üç evlilikten toplam 8 çocuk 4 torun sahibi olan ozan 2001'in başlarında rahatsızlanarak kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle, JFK Hospital'da yoğun bakım altına alınır. Mayıs ayında, Aşık Mahzuni Şerif bir kez daha ölümü yenmeyi başarır."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Ancak 17 Mayıs 2002’de Köln’de Hakka yürür. O ana kadar O, devletin düzenini yıkmak suçundan, hala yargılanıyordu. Mezarı şu an son ikametgâhı olan "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Hacı Bektaş Veli Külliyesi"},{"type":"text","text":"'nin yakınındaki "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Çilehane "},{"type":"text","text":"adı verilen bölgededir."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"SANATSAL YOLCULUĞUNDA ONU ETKİLEYENLER"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"},{"type":"italic"}],"text":"İlk Saz Hocaları: "},{"type":"text","text":"İlk saz hocası Amcası "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Aşık Fezai "},{"type":"text","text":"(Pehlül Baba) ve "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Aşık Gül Ali"},{"type":"text","text":"’dir.(6) Mahzuni kendisiyle yapılan bir söyleşide sazı "},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"“1955/56 yıllarında okulda öğrendiğini” "},{"type":"text","text":"söyler."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"},{"type":"italic"}],"text":"Etkilendiği Ozanlar: "},{"type":"text","text":"Ses olarak etkilendiği ozanlar ise "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Davut Sulari "},{"type":"text","text":"ve "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Aşık Veysel"},{"type":"text","text":"’dir."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"},{"type":"italic"}],"text":"Düşünsel Etkilenme:"},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":" "},{"type":"text","text":"Kazak Abdal, Kaygusuz Abdal ve Seyrani’den düşünsel anlamda beslense de kendine öncü olarak "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Pir Sultan Abdal"},{"type":"text","text":"’ı seçer."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Kendisi, "},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"“Geçmişteki ozanları, yaşayan ozanları bir bir inceledim. Kendime yol gösterecek ve kılavuz olarak seçtiğim Pir Sultan Abdal oldu. Ses olarak da etkilendiğim Davut Sulari’dir. Toprak çocuğuyuz, toprağa karşı büyük bir özlemimiz var. Bunları dile getiren Veysel Baba’dır. Belirli bir derecede onun da etkisinde kaldım. Türkülerime Aşık Veysel mülayimliğini kattım. Düşün felsefemizde yine Pir Sultan Abdal’dan aldım. Ve şunu anladım O güne kadar Halk sürekli olarak istismar edilmiş. Halk şiiri geleneği gül, bülbül, çiçek edebiyat ile uyutma perhizi olarak kullanılmıştı. İlk amacım bugüne kadar gelen bu kalıpları kırmak oldu. "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"},{"type":"italic"}],"text":"Olaylardan ve halkın yaşamından aldığım gerçekleri konu olarak işledim ve bugüne kadar böyle geldik. "},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"Ben Anadolu geleneksel halk kültürü zincirinin kendi çapında bir ozanıyım. Ancak cumhuriyet kavramının, cumhuriyetçi yapının bıkmaz-usanmaz bir hayranı ve müptelasıyım”"},{"type":"text","text":"(7) der."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"NE KADAR ESER ÜRETTİ"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"1957 yılından itibaren şiirler yazar. 1964 yılında ilk plağını yayınlar. Kendi ifadesiyle bugüne kadar, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"“6 kitap, yüzlerce kaset ve plak, 20 bin eser”"},{"type":"text","text":"(8) ürettir."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"TRT tarafından iki belgeseli çekilir."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Kendisi ile ilgili basındaki ilk yazıyı 1963 yılında Cüneyt Arcayürek Hürriyet Gazetesinde yazar. 1972 yılında Aşık Veysel’i köyünde ziyaret eder. Bu ziyarette Veysel ayağa kalkarak onu karşılar. Veysel’in bu davranışı orada bulunanlar tarafından garipsenince, Veysel de "},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"“Susun, gelen Pir Sultan olsa gerektir” "},{"type":"text","text":"der."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Hakkında yazılan ve yazdığı kitaplar uluslararası edebi tartışmalara konu olur."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"1998 yılında "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"dünyanın yaşayan üç büyük ozanı "},{"type":"text","text":"arasında gösterilir ve birinci olur."},{"type":"hardBreak"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"MAHZUNİ’NİN ŞİİRLERİ: İÇERİK VE ÇELİŞKİLER"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Mahzuni şiiri çelişkiler şiiridir. Birçok konuda şiirler yazmıştır. Ancak Veysel’in şiirinde olduğu gibi belirli bir diyalektik tutarlılığı yoktur. Yazdığı her konuda taraf mı, karşıt mı? Bazen insanı kuşkuya düşürecek kadar uçlara kaymaktadır."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Bazı şiirlerinde sistem karşıtı gibi gözükür, bazı şiirlerinde de sistemin başındaki adama "},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"“Selam sana büyük dostum” "},{"type":"text","text":"diyerek selam gönderir. İnanç konusunda ise hem inanır, hem inanmaz. Örneğin şu dizelerinde:"},{"type":"hardBreak"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":" “Cennet çevresinde sur çevrilmedi"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Ne kapısı ne de tokası yoktur"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Kullar senedini dünyada alır"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"O sırattın iki yakası yoktur"},{"type":"hardBreak"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Cennet ve cehennemin bu dünyada adlandırıldığını, Sırat diye bir köprünün olmadığını, köprülerin yaşadığımız dünyada bulunduğunu ve bunların insanlar tarafından yapıldığını vurgulamaktadır. İdealizmi sorgulamakta, materyalist bir dünya görüşü içinde olduğunu söylemektedir. Ancak "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"“itiraf” "},{"type":"text","text":"adını verdiği alttaki eserinde bunun tersini söylemektedir."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"“Dostlar ben Allah’ı inkâr etmedim"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Bu şekilde hayvan kalana çattım"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Şeriatı sevdim yere yatmadım"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Gösterişe namaz kılana çattım”"},{"type":"hardBreak"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"“O kadar” "},{"type":"text","text":"adlı şiirinde ise yine inançlı bir insan olduğunu söylemektedir."},{"type":"hardBreak"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"“Allah’sız değilim inan sevdiğim"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Kula kul olmadım işte o kadar"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Sende bende bir varlığın eseri"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Adını bilmedim işte o kadar”"},{"type":"hardBreak"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Sosyal içerikli yazdığı şiirlerinde de pragmatik davranır."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"1970 yıllarda yazdığı "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"“Zam” "},{"type":"text","text":"adlı şiirini 1985 yılında yeniden gözden geçirerek kimi dizelerini değiştirip kasetine okur.  ANAP (Anavatan Partisi) iktidarı döneminde yeni içeriği ile okuduğu bu eserine şu dörtlüğü ekleyerek okur:"},{"type":"hardBreak"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"“Selam sana büyük dostum"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Öldürecek zam fakiri"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Hiç kimseye yoktur kastım"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Öldürecek zam fakiri"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Bu eserin beşinci dörtlüğünde şöyle der:"},{"type":"hardBreak"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"“Kimi duldur kimi yetim"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Öyle büyüktür milletim"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Taraf tutuyorsam itim"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Öldürecek zam fakiri”"},{"type":"hardBreak"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Asıl çelişki bu dörtlükte yatmaktadır. “Selam sana büyük dostum” diyerek o dönemin iktidarının başındaki kişiye bir halk ozanı olarak selam vermemesi ayıplanır mı ayıplanmaz mı? Bu ayrı bir tartışma konusu. Ancak şiirinin içinde geçen “Taraf tutuyorsam itim” dizesi tartışma konusudur."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Çünkü Mahzuni ile yapılan bir söyleşide şöyle demişti:"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"“Her sınıf, kendi çıkarını korumak için çeşitli şekillerde, çeşitli yollardan mücadele vermiştir, veriyor. Biz bu mücadelenin bir unsuru olarak ortaya çıkmışız. Sınıfımız bellidir, mücadelemiz, mücadele şeklimiz bellidir. Yaptığımız iş sınıfımızın çıkarlarını saz ve söz yoluyla savunmak, korumaktır. Ozanlık budur bunu gerçekleştirene ozan denir. Ezilmiş bir halkın, sosyal yaşantının darbesine uğramış bir halkın en fedaisidir.”"},{"type":"text","text":"(9)"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Peki bu söylemden sonra bu dizeyi nereye koyacağız."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"“TARAF TUTUYORSAM İTİM"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"1986 yılında “Halk Ozanı” (10) adında bir dergi çıkarıyorduk birkaç halk ozanı ile birlikte. 1988’de derginin 3. sayısında ZORUNDASIN adlı bir şiirle yanıt vermiş ve kendisine göndermiştim."},{"type":"hardBreak"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"“Sendin mazlum halktan yana"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Ereğindi halk uyana "},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Bu tutum yakışmaz sana"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Zulme çatmak zorundasın"},{"type":"hardBreak"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Sanma ki dostum bu halk saf"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Deneyerek olmuş sarraf"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"“İtim tutuyorsam taraf”"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Sözün yutmak zorundasın”"},{"type":"hardBreak"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"MAHZUNİ'YE ÜÇ SORU"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Bu şiiri yazıp kendisine gönderdikten 10 yıl kadar sonra kendisiyle bir söyleşi yaptım. O dönemlerde çıkardığım “Çağdaş Halk Ozanı” dergisinde bu söyleşiyi yayınladım. Taraf sorusunu kendisine sordum. O söyleşinin bir kısmını buraya alıyorum:"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Kendinizi toplumcu-gerçekçi bir sanatçı olarak mı değerlendiriyorsunuz? Yoksa yaptığınız sanatı eleştirel-gerçekçi bir sanat olarak mı değerlendiriyorsunuz?"},{"type":"hardBreak","marks":[{"type":"bold"}]},{"type":"text","text":"Bende her ikisi de mevcuttur. Hatta sayılmayacak kadar daha fazla yönler... Çünkü, bir halk ozanı bir halkın hayatında bulunan bütün gerçekler kadar çok yön taşır. Halkın tek üzüntüsünü işlemesi, halkın keyfinin de zaman zaman olduğunu inkâr etmek anlamına gelir. Bir dertten bahsederken mutlaka dermanından bahsetmesi gerekir. Eleştiri çok önemli bir üsluptur. Ancak eleştirmenin eleştirilen zat olmaması kaydıyla olabilir. Ayrıca ozanlık salt eleştiri işlevinin misyonu değildir."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Bir söyleşinizde “Halk ozanı kime denir” sorusuna verdiğiniz yanıtta ‘Sınıfımız bellidir, mücadele biçimimiz bellidir, yaptığımız iş sınıfımızın çıkarlarını saz ve söz yoluyla savunmak ve korumaktır’ diyorsunuz. Taraf olduğunuzu söylüyorsunuz. Tarafınızı hiçbir kapıya yorum bırakmayacak şekilde açık ve net koyuyorsunuz. Oysa kimi türkülerinizde “Bizim derdimizin sağı solu yok” ya da “Taraf tutuyorsam itim” diyorsunuz. Bu bir çelişki değil midir? Bu görüşlerden hangisi Mahzuni Şerif'tir?"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Halk ozanlığı elbette bir sınıfın ürünüdür. Adı üstünde; halk ozanı. Onun sınıfı emekçi, üretici sınıftır. Ancak halk ozanı ne bir militan, ne de bir gerilladır."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Halkını nasıl korur?"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"O bir kültür adamı olduğu için sazını silah olarak kullanır. Halkını bununla korumayı imgeler. Ve sürekli olarak da kesin halktan yanadır. Yani kendisini doğurandan yanadır. Onun tarafsızlığı sadece halk bütünü içindeki tarafsızlığıdır. Elbette ki ozan tarafsız olamaz. O halkından ve haktan yanadır. Halkı bir bütün olarak gördüğü içindir ki; bu bütünlük içerisinde bir tarafta peyda edemez. Ettiği zaman ‘itliğini kabul etmiş olur’ halk ozanı derdi tarif ederken ideolojik anlamdaki sağ ile soldan dem vurmaz. Onun şiirinde ki sağ ile sol hakikatten yön olarak sağ ile soldur. Kısaca tanımak istediğiniz Mahzuni’yi bu anlatımdan sonra seçebilirsiniz.” (11)"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"MAHZUNİ'NİN ŞİİRLERİNDE YAPTIĞI FARKLI ÖNERİLER"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"“Bizim Yiğitler” adlı şiirinde bir portre çiziyor. Şöyle diyor: "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"“Alnı çizgi çizgi zafer oyuklu"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Anası ağlamış öfke yayıklı"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Elinde dirgeni kara bıyıklı"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Karşıdan geliyor elinde dirgen"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Sırtı yırtık omuzun da yorgan "},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Yaktı anamızı zalim kemirgen "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Mahsuni Şerif’im yiğit yavrusu"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Anadolu’sundan yoktur kaygısı"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Sizin değil beyler işin doğrusu"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Yiğitler yiğitler bizim yiğitler"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"O’nu bilmeyen şu uğursuz bit’ler” "},{"type":"hardBreak"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Bir ressam ustalığıyla yapılan bu resim hareket halinde olmadığı için, en azından bir kavgaya yönelişi olmadığı için, sadece duvarda asılacak olan siyah-beyaz bir resim olarak kalacaktır. "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Daha sonra yazdığı bir şiirde Övgüsünü yaptığı yiğitleri kavgadan uzak tutarak “Boşa Dövüşmeyin” diyecektir."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"“Sınıfsız Okul” "},{"type":"text","text":"adlı şiirinde yiğitlere dövüşmenin anlamsız olduğunu, çünkü sınıf çelişkisinin çözülmeyeceğini söylüyor."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Özel kasetlerde dönemin sol politik önderlerine sahip çıkıyor ve bunu da anlaşılır bir dille okuyordu. Ancak kaset ve CD’lerinde bunlara yer vermiyordu. İbo ve Sinan imgesinde o kadar çok kavram kargaşalığına gidiyordu ki kime hitap edildiği pek anlaşılmıyordu. Ancak Mustafa Kemal için yazdığı şiirlerde çok net ve direkt davranıyordu. Kısaca Mahzuni’nin başkaldırı şiirleri sistemi direkt hedef alan şiirler değil. Daha çok sosyal aksaklıkları, hükümetleri eleştiren şiirlerdir. "}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Sosyalizme inanmadığı için sınıf çelişkisinin Birgün mutlaka çözüleceğine inancı yok. Bu yüzdende şöyle demektedir bir eserinde:"},{"type":"hardBreak"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"“Boşa dövüşmeyin bizim yiğitler"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Sizleri vuranlar vurulmuyor ki"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Kim bilir nerede hangi koltukta"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Tarlada çayırda yorulmuyor ki"},{"type":"hardBreak"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Yeni çıkmış adı sağ ile Sol’un"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Tarihte borcu yok kullara Kul’un"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"İki yanı birdir yaptığın çulun"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Bilirsin ölüler dirilmiyor ki"},{"type":"hardBreak"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Mahsuni der nedir hakkın davası"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"İnsana benzer mi köpek mayası"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Tükensin de bitsin şu SINIF kavgası"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Sınıfsız bir okul kurulmuyor ki”"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Sınıfsız bir okul kurulmayacağını söyleyerek, bunun için dövüşmenin de gereksiz olduğunu söylemektedir. Ancak yine başka bir şiirinde “Ne usandı ne de caydı” diyecek kadar çelişkilidir."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"“Sanmayın Mahsuni caydı"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Ne usandı ne de kaydı"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Bütün fakirler doyaydı"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Kendimi fakir göreydim"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","text":"Göreydim gurur duyaydım”"},{"type":"hardBreak"},{"type":"hardBreak"},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"Dipnotlar"},{"type":"hardBreak","marks":[{"type":"bold"}]},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"1. "},{"type":"text","text":"1979 yılından beri Ozan-Der’in üyesiyim. Mahzuni Şerif de bu derneğin üyesiydi. Bir dönem de başkanlığını yapmıştı. Sanıyorum 92/93 yıllarıydı bir mektup gönderdi. Murtaza Yalçın’a (Mahzuni’nin bir türküsünde Murto diye geçen halk ozanı) karşı derneğin yeni oluşturulacak yönetim kurulundaki listesini desteklememi istiyordu. 1996 yılında Almanya'ya geldi. O zamanlar Berlin’de kalıyordum. O Batı'da kalıyordu. Kendisine o zaman çıkan ikinci şiir kitabımı göndermiştim. \"Kurşun Neylesin Türküye\". O kitapta Mahzuni’yi eleştiren kimi şiirlerim de vardı. Hatta şiirimin bir tanesinde, "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"“Neden inkâr ettin sen Kürt atanı” "},{"type":"text","text":"diye sorgulayan, suçlayan bir dize de vardı. Kitabı alıp almadığını sormak için kaldığı yere bir hafta sonra telefon açtım. Alıp okumuştu ancak sadece kutladı ve sonradan bana güzel bir mektup yazdı ve o mektubu Çağdaş Halk Ozanı dergisinde yayınlamıştım."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"2. "},{"type":"text","text":"Daha sonraları kendisini eleştirdiğim kimi şiirlerimin yer aldığı dergileri kendisine gönderdim. 1996 yılında da kendisiyle uzun bir söyleşi yaptım ve halk şiirinin sorunları, açmazları, genel olarak sanat, toplumcu sanat ve popüler sanat üzerinde konuştuk. Merak edenler Çağdaş Halk Ozanı Dergisi: 1997, Sayı 3'e bakabilirler."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"3. "},{"type":"text","text":"Mahzuni’nin akraba ve yakınları Mahzuni’nin Emine’den boşanmadığını, Emine’nin genç yaşta ölümü üzerine ikinci evliliğini yaptığını söylerler."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"4. "},{"type":"text","text":"Mahzuni’nin yakın köylüleri Suna’nın babasının Maraş'lı bir Ermeni olduğunu ve Maraş'lı ünlü bilge halk ozanı Meluli Baba ile birlikte Maraş’taki manastırda bir dönem kapatıldığını, Mahzuni’nin Suna’nın ailesini çok yakından tanıdığını, sürekli bu aileye gidip-geldiğini söylerler. Suna’nın annesinin İtalyan kökenli, babasının da Maraşlı bir Ermeni olduğu söylenir."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"5. "},{"type":"text","text":"Bir ara Mahzuni’nin işitme ve konuşma engelli olan oğlu Ferhat ile ilgili dönemin başbakanı Erdoğan ile Deniz Baykal arasında bir polemik yaşanmıştı. Gazetelerde şöyle bir haber çıkmıştı: "},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"“Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Elbistan mitinginde Aşık Mahzuni Şerif'in \"Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana\" sözleriyle başlayan ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın \"Yiğidi kim muhtaç etmiş kuru soğana?\" sözleriyle devam eden polemiğin altından dram çıktı. Cumhuriyet tarihinin en önemli ozanlarından Aşık Mahzuni’nin oğlu Ferhat, başkent sokaklarında sefil bir halde yaşıyor. Doğuştan işitme ve konuşma engelli olan Ferhat'a Dikmen'deki esnaf sahip çıkıyor.”"},{"type":"text","text":" Yakın zamana kadar Dikmen İlker Caddesi'ndeki bir benzinliğin kulübesinde yaşayan Ferhat, benzinliğin el değiştirmesinin ardından sokakta kaldı."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Aşık Mahzuni Şerif'in oğlu Ferhat'la ilgili de Zaman Gazetesi beş yıl önce bir haber yapmıştı. Haberde Ferhat'ın zaman zaman dilencilik yaptığı vurgulanmıştı. O dönem Aşık Mahzuni’nin ilk eşi Fatma'dan olan çocukları Ferhat'ın öz kardeşleri Şirin ve Emrah ile üvey anne Fatma Mahzuni birbirlerini suçlamıştı. O dönemde sokaklarda yaşayan Ferhat'a ikiz kardeşi Şirin Alpsatan Mahzuni’nin bir kulübe tuttuğu belirtilmişti. İkizi Şirin Mahzuni, annesi öldükten sonra Ferhat'la kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kaldıklarını ve hayatını türkücülük yaparak kazanıp kardeşine baktığını söylerken, üvey anne Fatma Mahzuni, \"Ferhat'a da Şirin'e de 26 yaşına kadar ben baktım\" demişti. Âşık Mahzuni’nin son eşi, \"Madem Ferhat'a bakmadığımı söylüyorlar, o zaman biraz da öz kardeşleri Emrah ve Şirin baksın ona. Ben onu yurtdışında dilsizler okuluna bile vermek istedim ama öz kardeşleri engel oldu\" demiş, Şirin Mahzuni bu iddianın yalan olduğunu söylemişti."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"6. "},{"type":"text","text":"Fatma ile olan evliliği de tartışma konusudur. Mahzuni’nin çevresi “Mahzuni o dönemin çok popüler bir sanatçısı ve çok para kazanıyor. Kimi kimsesi olmayan Suna’ya iftira atılıyor ve bu iftira da Ali Ekber Çiçek kullanılıyor. Olay Mahmut Erdal’ın başına yıkılıyor. Bu planı organize edense sonradan Mahzuni’nin kayın annesi olacak olan Antepli Zalxe olarak bölgede tanınan Zeliha Özdemir’dir. Zeliha Özdemir altın yumurtlayan tavuğu kaçırmak istemez. Önce Suna konusunda dedikodular yayar, onu Mahzuni’den koparınca bu sefer de fedailik yapan oğullarını gönderir, Mahzuni’yi bir yerlere kapattırır ve öğretmen kızı Fatma ile evlendirilmeye mecbur bıraktırır."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","text":"Mahzuni’nin yakın akrabalarının aktardığı bu bilgiler, Yazar Fikret Otyam’ın "},{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"“Dosttan Gelen Selamsın” "},{"type":"text","text":"adlı kitabında farklı anlatılmaktadır: "},{"type":"text","marks":[{"type":"italic"}],"text":"“Mahzuni Gazi Antep’teki Fatma’ya deliler gibi sevdalıdır, ama ne sevda! Nereden mi biliyorum? Neden olacak aydan aya gelen telefon faturalarından”. "},{"type":"text","text":"Fikret Otyam: Dosttan Gelen Selamsın / Mektuplar Yazılar, 1944-2003, Sy. 633"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"7. "},{"type":"text","text":"Hulisi Tunca: Hey Dergisi, Sayı: 24, 30 Nisan 1975"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"8. "},{"type":"text","text":"Ali Haydar takma adıyla 12 Ekim 1973’te Yeni Ortam gazetesinde Süleyman Yağız’ın yaptığı konuşma."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"9. "},{"type":"text","text":"Aşık Mahzuni Şerif: Dolunaya Tül Düştü, Sy. 5"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"10. "},{"type":"text","text":"Süleyman Yağız: İşte Bizim Mahsuni, Sy. 14"}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"11. "},{"type":"text","text":"1986 yılında Almanya'ya geldiğimde bir dergi toplantısında Yabanel yayınlarının sahibi sevgili Mustafa Demir ile tanışmıştım. Ondan Hasan Kuzu, Şahturuna, Emekçi... ile bir dergi çıkaracaklarını söyledi. Benim de bu kadro içinde yer almamı istiyordu. Kabul ettim ve Derginin kapandığı güne kadar da Mustafa Demir'le birlikte çalıştık. 1986 yılında yayına başlayan dergi 1993 yılında kapandı. Daha sonra Mustafa Demir ile birlikte Çağdaş Halk Ozanı Dergisini yayınlamaya başladık. Ancak Derginin ikinci sayısında Dergide birkaç sayfa yazı var diye Mustafa Dergiden ayrıldı."}]},{"type":"paragraph","content":[{"type":"text","marks":[{"type":"bold"}],"text":"12. "},{"type":"text","text":"Çağdaş Halk Ozanı Dergisi: 1997, Sayı 3, Berlin"}]}]}
Parve Bike

Gotarên Têkildar